Turizmde Kuşadası, bugün Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biridir. Bunun nedeni, zengin tarihi ve doğal çevre ile bölgenin iklim koşullarıdır.

Kuşadası, hemen önünde başlayan kumsal kıyıları ile her şeyden önce bir plaj merkezidir. 23 km aralıksız Plajı ve Plajın önündeki Sevgi Yolu ile Türkiye’nin en uzun plajlarından birine sahiptir. Gece hayatıyla eğlenceye doyamayacağınız bir yerdir.

Bir kere Kale Kapısından geçtiğinizde yandaki tarihi çeşmeden su içtiğiniz anda Kuşadası sizi içine almıştır artık, vazgeçemezsiniz. Nice aşklar yaşarsınız tatilinizde, nice mutluluklar. Kuşadası hatıralarınızda bir tatil bırakır, hayatının içine alıkoyar sizi, belki bir hevestir ama iz bırakır…

Kuşadası büyük tatil gemilerine ev sahipliği yapmasıyla tarihin ona verdiği misyonu da devam ettirir gibidir. Eskiden Menderes vadisinin iskeleleri Ayasuluğ (Efes-Selçuk) ve Balat’tı(Milet). Ancak her iki limandan da deniz çekilince bölgede yeni bir iskele kurulması gerekti. Bu olay, Kuşadası’nın bulunduğu yerde gerçekleşti.

Ticaret daha çok Venedik ve Cenova’lıların elinde olduğu için bu yeni iskele ,İtalyanca bir adla,”Scala Nuova” adıyla anıldı.Burası, konsoloslukları, ambarları ve tüccarları ile adeta bir tüccarlar kolonisi idi. Müslüman Türkler önceleri,daha çok, Kuşadası’ndan beş kilometre kadar içeride,bugün Atatürk yolu diye adlandırılan yolun üzerinde, Pilavtepe eteklerindeki Andızkule denilen yerleşim yerinde oturmayı tercih ediyorlardı.

Kuşadası kenti, bugünkü yapısına aşağı yukarı 17.yy başında kavuşmaya başladı. Sultan Ahmet 1. ve Sultan Osman 2. zamanında iki kez sadrazam olan Öküz Mehmet Paşa isimli bir Osmanlı veziri, Kuşadası kentini surlarla çevirtti. Ayrıca bir han, hamam ve camiyi de içeren bir külliye inşa ettirdi. Kente bir su şebekesi kurdurdu ve yeni su getirtti. O zaman surlar içinde kalan Kuşadası, Dağ ve Camiikebir Mahalleri olmak üzere iki büyük mahalleden oluşuyordu. Camiikebir Mahallesi, düzlükte kurulduğu için dar ama birbirini dik olarak kesen sokaklardan oluşuyordu. Sokaklar arasındaki ev grupları, sırt sırta iki evi alacak genişlikteydi. Kuşadası’nda evler, genellikle sokak üzerindedir ve arka taraflarında da birer avluları bulunmaktadır. Dağ Mahallesinde evler ve bahçeler basamaklar halinde olduklarından birbirinin manzarasını engellemezler. Antik Efes kentindeki ünlü teras evler gibi kademeli sıralanmışlardır.Bu evler tipik Osmanlı evi görünümündedirler. Çoğunun geniş saçakları ve bağdadi çıkıntıları bulunmaktadır. Genellikle klasik kiremit çatıyla kaplanmışlardır. Günümüzde Çalıkuşu romanında Feride Öğretmenin yaşadığı ev buna örnek olup, ziyaretçilerini ağırlamaktadır.

Bugün, eski Osmanlı kentini çevreleyen surlardan da çok az iz kalmıştır. Bu kalıntıların başında kale kapısı gelmektedir. Kemerli bir geçide sahip kapı, üzerinde yükselen bir kule ile tamamlanmaktadır. Kapının iç köşesinde eski bir çeşme bulunmaktadır. Çeşmenin tabanını antik bir lahit, yalağını ise yine antik bir kül lahdi teşkil etmektedir. Çeşme aynasında iki hayrat yazıtı bulunmaktadır. Bunlardan biri 19.yy dan kalma Arap harfli, diğeri ise yakın tarihlerde kazınmıştır ve Latin harflidir.Bu haliyle çeşme, Kuşadası’nın geçmişini anlatır gibidir.

Tarihi çeşmenin karşısndaki Barlar Sokağı ve Kaleiçi Barları size sınırsız eğlenceyi sunar. Limanıyla, çarşısıyla ve kordon boyuyla Kuşadası ziyaretçilerine yeme-içme, eğlenme, hoşça vakit geçirme ve alışveriş imkanı sağlar. Yöredeki oteller geçmişinden aldığı deneyimlerle en kaliteli hizmeti vermeye çalışmaktadır. Kuşadası, kaliteli ve ucuz bir tatil beldesi olarak, sevdalı bir kuş gibi kanat çırpmaktadır ziyaretçilerine…