Kerme Ottoman Konak – Akyaka

Akyaka'da tarihe açılan kapı Ottoman Konak Akyaka

Kuzulu kapının küçük girişinden iç avluya dahil oluşunuzda; iç avlu-havuz-yeşil-azmak ve sazlıklar sıralamasını gözleterek geniş ufuk verilen kabulde mimari dilimizin V. asırdan miraslanan İznik çinileri ile tanışacak ve kültürümüzü bir kez daha alkışlayacaksınız…
“Bir yapının gerçeği döşeme ve duvarlarında değil içindeki boşluklardadır.” anlayışımın tariflemesini yansıtan iç avlu, beyazın zaman zaman ahşaba yenildiği, aralarına İznik çinilerini alarak kaynaştıklarını, Selçuklu, Osmanlı motiflerinin yorumlarıyla izleyebilecek, yaşayabileceksiniz…

Orta avluya açılan 18 odanın yanısıra Azmak, sazlık, Göova ovasının panaroması ile Gökova’yı göleyebileceğiniz veranda; eski Türk konaklarının mobilyaları ile döşenmiş eski altın varak büyük taş ayna ile bütünleştirlmiştir. Avlu beyaz duvarlarını süsleyen duvar panoları, genç kızların gençkızlıktan kadınlığa geçiş rüyalarını, heveslerini, ideallerini, heves dolu mutluluklarını, endişelerini, yaşayarak göz nurlarını gecelerle paylaşarak, ürettikleri; emek, ruh, korku, endişe, güzel beklentiler dolu iğne oya çeyiz hazırlık el işleri sergilenmekte ve bu sergi gelenek ve göreneklerimizin bu çağda da yaşadığını izleyebilecek, oya motif kültürümüzle tanışacaksınız… Bu çeyizlerin evlenme öncesi birikimleri; fakirlerin tahta sandıkta, orta halliler için teneke kadife kaplı sandıkta, zenginler için oymalı sedef kakmalı halı motifi el dokuma kumaş ile süslenmiş sandıklarda bohçalanırlar. Sandık örneği, bu geleneğin kırmızı kadifeli tenekeli örneği de kültürümüzün bu açısını tanımlama adına avluda teşhirlenmiştir. Bu çeyizler evlenme gününün öncesi halka açılır tanıtılır sergilenir… Takdirler taltifler beklenir… Evlenme merasimi-düğün- sonrası “çeyiz” adını verdiğimiz sandıkla beraber göz yaşları süslemeli kız, oğlan evine gönderilir… Uğurlanır… Sonrası, bu çeyizler çok kullanılır mı?, az kullanılır mı? hiç kullanılmazmı…? Bu evlilik rüyasının tablosundaki mutsuzluk, mutluluk ölçeğini ifadelendirir… İşte bu senaryoyu, beyaz duvarlarımızı süsleyen el işi çalışmalarında yaşayarak bu kültürümüzle de tanışabilecek, irdeleyebilecek, alkışlayabileceksiniz…’

Kuzulu kapı iç avlu girişinde oluşturulan oturma birimleri, konsoluyla beraber; Osmanlı konaklarının yaşam-misafir- köşelerini yaşayabilecek ve Osmanlı mobilya kültürümüzle tanışacaksınız…

Bir Osmanlı Konağı izgüdümüyle tasarlanan Kerme Ottoman Konak tesisimizde; müşterileri misafir anlayışı ile ağırlama, uğurlama kültür içeriği olan resepsiyon anlayışı bir konak sahibi veya sahibinin çalışma masası tarzında yapılmış ve bu masa Akyaka kazılarında çıkmış sütun başlıklarında sık görülen M.Ö.III. Yüzyıl mermer işçiliği motiflenişi kopyelenmesi ile sahip olduğumuz ahşap atölyemizde bir Antepli oymacı ustamızın 2 aylık el becerisi ile yapılmış olup, eski tekniğimiz olan Gomalak cila ile eskitilmiştir… Oyma motifimiz oyma kültürümüzü hala devam ettirebilen bizim ırkımız, milli değerlerine sahip çıkabilen nadir ülkelerden olduğunu görebilecek, gözleyebileceksiniz…

Kuzulu kapı girişinde duvarları süsleyen; el iş panolarının yoğunlaştığını gözlerken sadece 2 adet yağlı boya tablo ile göz göze geleceksiniz… Tablonun birisi; Denizli Yatagan köyündeki 95 yaşındaki bir ayakkabı ustasına aittir. Benim ayakkabıcım… Bir sanat, bir zanaat gözüyle baktığım Ali ustamın el yapımı Makosen ayakkabılar kolleksiyonumu zenginleştiriyor… Kıyamıyor, giyemiyorum… Bu tabloyu; 2000 li yıllarda bir ressam arkadaşıma, sanat ve zanaati ak duyguılarla, hiç Denizli’nin dışına çıkmadan, ayakkabı dünyasıyla tanışmadan yaratan, yapan, Ali ustanın saygınlığı adına köyünde yaptırmıştım. Bu nedenle bende izi koyu olan yağlı boya tabloyu tüm eliş panolarının yanında yanlızlık içinde sergiledim… Böyle sanat-zanaatkarları yaşatma, anma adına, konağın kültür süslemeciliğinde yer verilmiştir.İkinci tablo ressam arkadaşımdan bir ricamdı… Mimari dilimizin oluşum sürecinde ve kültür varlıklarımızın sergilendiği bir sokak istemiş, bu sokakta Arnavut kaldırımımızı o çağın insanımız giysileri ile tanımlanmasını, cumbalı evlerimizi, camimizi anlatsın istemiştim. Bir Türk sokağını yayabileceğiniz bu tabloyla konağımıza gelen diğer ülke mensubu insanlara en azından güzel bir beceriyle yapılmış tabloyla anlatmayı amaçlamış böylece kültürümüzün bu çerçevesi de tanıtılmıştır…

Türk el sanatlarının herbir köşede sergilendiği el yapımı ürünlerin arasında; eski telefonlar, eski mobilyalar, eski gramafon, kök boyalı halı kilimler, bakır çalışmaları ve hatta 200 yıl öncesine ait örme hasır koltukları bile gözleyebilme, irdeleyebilme olanakları sunulmuş olup, bu çalışmalar Türk ustalarının emeklerinin, kültürlerinin tanıtılması amacı taşınmıştır…

Ulusal mimarimizde ahşap tavanlar, ahşap tavan işçilikleri, ahşap tavan motifleri; her bölgenin, her yörenin, her yapıtın, özü değişmeyen, detaylarda değişimler gösteren birer sanat eserleridirler. Zengin evi tavanları, fakir evi tavanları, Muğla ili anonim mimari ürünlerinin tavanları, Ula konağımızın tavan motifleri, Milas evlerinin tavan motifleri, taa ki Topkapı Sarayı tavan motiflerinden alıntılarla bu zengin ahşap tavan işçiliğinin tanıtım amacıyla çeşitlendirilmiş olup, bu kültürümüz de sergilenmiştir.

Orta avluda düşünülen ve konumlandırılan internet köşesi ve kütüphane, Türk kültüründe araştırma yapmak isteyenler için oluşturulması amaçlanmış, bir süreç içinde doyuma ulaştırılarak kültürümüze ilgi duyanlara, yöremizi tanımak isteyenlere, bir mercek oluşturacaktır…

Şark yaşam biçimimizi anlatım için yapılan ahşap köşkü, yerel el yapımı kumaşlarla minderlenmiş, bakır sinilerle sehpalanmış, el dokuma Mevlana yeşili halı ile tabanlanmış, vantilatörlerle serinletilmiş, boncuklu cami lambalarıyla aydınlatılmış, ahşap korkuluklarla çevrelenmiş, ahşap merdivenlerle çıkışlanıp inişlenmiş, tam bir Anadolu köşesi oluşturulmuştur. Bu köşe alçak oturma anlayışı ile bağdaş kurmaya(özel bir oıturma biçimi) uygun haliyle, nargilesiyle, bakacak mevkisiyle, el yapımı içeriğiyle bu kültürümüzü de kısmen yansıtmaktadır…

Oyun köşemizin langırtı, tavlası, satrancı, dama oyuınu gibi yerel oyun gereçlerimizle tanışıp heyecan duyabileceğiniz bir köşe de yaratılmıştır…

Botaniklendirilen iç avluda çağdaşlık katılımı ile jakuzi su masajı sağlık katılımında bulunmasının yanında, yine çağdaşlık içeriğinde küçük spor merkezi de oluşturulmuş olup, bazı evrensel alışkanlıklara da yer verilmiştir…

TV köşesinde babaanne koltuğuna gömülebilir; güncel yayınları okuyup takip edebilir ve Akyaka tanıtım belgeselini izleyerek yöremizin değerlerini tanıyabilirsiniz…

Orta avluda kahveci güzelinden Türk kahvesini tadımlayabilir, sera kahvaltı salonunda Türk sabahını yaşayabilir, İznik çinilerinin motiflendirildiği bankoda Türk çayı , Osmanlı kokteyli, Türk şuruplarını tadabilir, Türk şarabını yudumlayabilirsiniz… Akvaryumla sempatikleştirilen servis büfemiz, Türk lokumu, Türk fındığı, Türk fıstığı, Türk leblebisi, Türk nohutu, Datça bademiyle Türk rakısını tadabilir, pembe laflarla kırmızı dünyalara girebilir, maviler içinde serinleyip, yeşil duygularla huzurlanabilirsiniz…!

Tavanlar; ahşap Türk motifçiliğini sergileyen, tabanları; yörenin geçim kaynaklarından olan zeytin ağacı ile kaplanmış, ak duvarlarını el işi panoların süslediği, penceredeki ince perdenin bile Osmanlı süreci imalatı orijinal el dokuması askılanmış, girişin Tırabazan(özel ahşap korkuluk) ile ayrımlaştığı, dolapların oymalandığı, bacaları siyahlanmayı bekleyen şöminelerimizle, Selçuklu motifleriyle oyalanmış kadife örtülerimizin renklendiği, balkonların çiçeklendiği, banyoların yerel mermer traverten ve iznik çinisiyle tablolaştırıldığı, el yapımı Osmanlı spotlarıyla aydınlanan banyoların ayna tavanıyla boyutlandırıldığı bataryaların el yapımı olup eskitildiği, odalarımızın iç dekorasyonu herbiri farklı tasarlanmış ancak öz yerellik, öz bölgesellik, öz milli çizgimizden uzaklaşmadan döşenmiş 18 oda çeşitlememiz misafirlerine huzur, kültür, bilgi aktarımı niteliği ile kültürel olgularımıza katılımcı olmaları gayreti izlenebilecektir…

Yapay malzeme kullanma yasağı içeriğinde tüm sosyal mekanlar, yerel mermer türleriyle halılaştırılmış; böylece mermer türlerimiz, tarihsel kullanım konumunu korumuş, biçimlenişleri eskitilmeleriylede çağın gıcırlığından uzaklaştırılarak eski doku motivize olguları ile kültürel katılımcılığa Ottoman Konak’ta girmiştir…

İşletimde eve misafir kabulü geleneğimizin sergilemesi amaçlanan Ottoman Konağımızda üretenlerle iç içe, hep birlikte aynı sofrada, aynı çatı altında, aynı güzellikleri paylaşarak yeni bir yaşam biçimi sunulacak olup bu vesile ile Türk yaşam kültürünün dünya tanıtımıhedeflenmiştir..!

”Herbir köşenin incelendiğinde farklı detaylarla kültürümüzü yansıttığını görecek, yaşayacak, anacaksınız…”
Kaleminizle… Fırçanızla… Kemanınızla gelip, Ottoman Konakta misafir olup, damak tadı ile keyiflenebilirsiniz….

“GÜZEL AKYAKA’YI GÖR, GEZ, OTTOMAN KONAKTA MİSAFİR OLMADAN GİTME!”

Puanla ve yorumla!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

48650 TR
Yol Tarifi