Sadece deniz ve güneş değildir, sadece renkli geceler de değildir. İnsanoğlunun Bodrum’daki macerasının 3000 yıla uzanan bir tarihi var. Bodrum’lu Tarihçi Herodot kentin MÖ. 1000 yıllarında Dorlar tarafından bugün kalenin bulunduğu yerde kurulduğunu yazıyor. O zaman burası adaymış.

Eski kent bütünüyle bugünkü yerleşimin altında kaldığı için fazla bir şey ortaya çıkarılamamıştır. Bodrum’un üst tarafından geçen karayolunun yanındaki tepede bulunan ve restore edilen tiyatro da Maussollos döneminde yapılmıştı. Kent surlarının bir kısmı Gümbet yolundaki Myndos kapısında görülebilmektedir. Kentin simgesi sayılan Kale’nin gördüğümüz sonuncusu Saint Jean Şovalyeleri tarafından Sultan Çelebi Mehmet’in izniyle yapılmıştır. 1402’de yapımına başlanan kaleye zamanla eklemeler yapılmıştır. Bir depremle yıkılan Mausolleion’un kalıntıları kalede yapı taşı olarak kullanılmışlardı. Kalenin kuleleri yapılışlarına göre Fransız, İtalyan, Alman, İspanyol ve İngiliz Kulesi olarak adlandırılırlar. Kale bugün müze olarak düzenlenmiştir.

Ülkemizin ilk ve tek sualtı müzesi buradadır.

BODRUM SUALTI MÜZESİ SALONLARINDA ÖNEMLİ SERGİLER

GENÇ ÇAĞ BATIĞI 
Bodrum Yarımadası açıklarında, Yassıada batığı buluntularının sergilendiği salonda, söz konusu geminin bire bir maketi üstünde dolaşmak olanaklıdır. İ.S.6.Yüzyıla tarihlenen gemide amphoralara doldurulmuş şarap taşınıyordu. Yapılan kazılar sırasında gemi ambarındaki yemek kapları, yemek kalıntıları ve gemicilik eşyaları ele geçmiştir. Gemide bulunan tüm demir nesneler, deniz tuzunun etkisiyle çürüdüklerinden bu türden kavkıların içlerine doldurulan kauçuk nitelikleri anlaşılabilmiştir.

Sergilenen tüm demir nesneler aslında kauçuk kalıplardır. Geminin en ilginç buluntusu ise üzerinde kaptan Yorgo’nun adının kazılı olduğu domuz başlı kolu ile Athena tanrıça biçimli ağırlığı olan kantardır. Serginin yer aldığı salon aslında şövalyeler döneminde bir şapel olarak kullanılıyordu.1402-1437 arasında inşa edilmişti.

CAM BATIĞI 
Marmaris yakınlarında Serçe Limanı adlı küçük körfezde kayalara çarparak batan gemi, buluntuları nedeniyle Cam Batığı olarak tanınır. 32 metrede yatan ve 1977-1979 arasında Prof.Dr.George Bass tarafından kazılan batık, büyük ölçüde sağlam ele geçmiştir. Geminin taşıdığı cam külçelerinin ayıklanması sonucu İslam-Bizans devletleri arasında serbestçe gidip gelmekte olan bir tüccarın malları ortaya konmuştur. Hurda camlar yeniden eritilmek üzere gemiye konulurken bir yandan da yeni üretim camlar uğranılan limanlarda satılıyordu. Erken İslam dönemine ilişkin ağırlıklar, bir kılıç ve süzgeçli kaplarla birlikte gemi personelinin oynadığı dama taşlar gibi sayısız buluntu bu batıktan gelir. Batık, buluntularının çeşitliliği aracılığıyla 11.Yüzyıla, daha keskin bir saptama ile 1025 yılı sularına tarihlenir.

KARYA PRENSESİ ADA
Bodrum kalesi’nin İtalyan kulesinin arkasında yer alan salonda Karya Hekatomnos hanedanından Prenses Ada’nın mezarı ve kişisel eşyaları sergileniyor. Bodrum’da yapılan temel kazısı sırasında bulunan mezardan çıkan iskeletin kriminal yöntemlerle Prenses Ada’ya ilişkin olduğu belirlenmiştir. İngiltere’de yapılan etlendirme ile yüz çizgileri bakımından Priene’de ele geçmiş bir portre Ada başına benzemesi, takıların Pers etkisi taşıması, antropolojik bakımdan çok doğum yapmış, ata binen bir kişiliği yansıtması gibi özellikleriyle iskeletin Prens Ada’ya ait olma olasılığı çok güçlüdür. Bu soylu kadın 44 yaşlarında ölmüş, takıları, bir içki kabı ve altın işlemeli giysileriyle mezara konmuştur. İ.Ö.330 sularında ölen prensesin lahit kapağı örtülmeden içeriye giren bir farenin iskeleti Ada’nın kemikleriyle birlikte bulunmuştur. Lahit kapandıktan sonra üstü iri taş bloklarıyla örtülmüştür.
Karya Prensesi Ada Sergisi salonunda buluntuların ele geçişi video filmi, soyağacı-kronoloji, dönemin toplanma salonu örneğine göre dekor ve mobilyalar ile Priene’den British Museum’a götürülmüş Ada başının alçı kopyası görülebilir.

TUNÇ ÇAĞI BATIKLARI SALONU 
Kalenin doğu kesiminde, İngiliz Kulesi önünde açılan sergi, Türkiye sularından çıkarılmış en eski batıkları saklıyor. Bu batıklardan Şeytan deresi Batığı, Gökova körfezinde bir yarıkta bulunmuş büyük kaplardan ve küplerden oluşuyor. Gemisine ilişkin bilgi ele geçirilemeyen ve İ.Ö.16.Yüzyıla tarihlenen buluntular, olasılıkla Keramos kentine adını veren bir çömlek üretim merkezinin mallarıydılar. Salonda yer alan ikinci batık ünlü Gelindonya Burnu Batığı, tunç levhalar.bir örs ve gemicilik-tarım araçlarıyla birlikte suya gömülmüş gemiden geliyor.

ANTİK YERLEŞİMLER
Halikarnassos’tan başka yarımadada en az 12 antik kent daha var.
Bu kentler sırasıyla Pedasa, Telmissos (Gürece), Termera ve Aspat kalesi, Müsgebi (Ortakent), eski ve yeni Myndos, Uranion, Madnasa, Sibda(Side), Yeni Karyanda, Syangela, Theangela, Kindye(Sığırtmaç), Eski Karyanda ve Bargylia’dır.
Bunların büyük bölümü Leleg yerleşimleridir. Halikarnassos kralı 2. Mausolos döneminde bu yerleşimlerin altısının halkı Halikarnassos’a göçe zorlanmış, eski Myndos ve Syangela ise farklı yerlerde Helenistik düzende yeniden kurulmuştur. Böylelikle dağınık ve güçsüz kentçikler yerine güçlü ve mamur bir Halicarnassos yaratılması sağlanmıştır.
Bargylia dışındaki yerleşimlerde bugüne ulaşan kalıntılar genellikle sur ve burç parçalarıdır. Yerleşimler genellikle dağlık tepelik yerlerdedir ve yorucu bir tırmanışı gerektirir. Arkeolojiye meraklı olanlar ile zaman ayırıp doğada yürüyüş ve keşif keyfi yaşamak isteyenlere önerilir.

BODRUM ÇEVRESİ ve KOYLARI

GÜMBET
Gümbet otellerin yoğunlaştığı yöre. İlçe merkezinin hemen yanı başında 2 km mesafede. Dolmuşlarla 5 dakika. Adı, bölgedeki üstü beyaz damlı çok sayıda sarnıçtan geliyor. Şehir merkezine en yakın ve en popüler plajına sahip olduğu için çok hızlı büyüdü, kalabalıklaştı. Barlar, lokantalar ve eğlence yerleri de her gün biraz daha çoğalıyor ve ilçe merkezine rakip oluyor. Dolmuş yaz mevsiminde 24 saat çalışıyor. Denizi sığ, kumsalı uzun, küçük çocuğu olan aileler için elverişli. İnceburun’la Adaburun arasında bir koy olan Gümbet su sporları için de elverişli.
Yarımadanın en popüler su sporları merkezleri de burada. Windsurf, parasailing ve su kayağı için ideal koşullara sahip. Sahilde su sporu tesisleri de var.
Gümbet kalabalıklaştıkça, otel sayısı arttıkça, Bodrum merkezine alternatif bir eğlence merkezi de oldu. Akşam karanlığıyla birlikte sahilde ve Gümbet sokaklarında bar, cafe ve restoranlarda kalabalık artıyor, müzik ve eğlencenin her türü canlanıyor.

AKVARYUM KOYU
Gümbet ile Bitez arasından bir yarımada güneye doğru 2 mil uzanır. Önünde de Görecik Adası (İç Ada) vardır. Yarımada ile ada arasında yerlilerin Akvaryum adını verdikleri, adı gibi pırıl pırıl bir boğaz ve koy oluşur. Gündüz boyu günübirlik gezi teknelerinin akınına uğrar Akvaryum. Gece ise demirleyen teknelere kalır.

BİTEZ
Gümbet’ten ilerisi Bitez. Yarımay biçiminde upuzun bir kumsal. Koyun doğu yönü, Adaburnu tarafı sığ ve hafif bataklık olduğundan denize girmek için uygun değil. Batısına doğru plaj güzelleşir. Birden derinleşmeyen deniz çocuklar için de uygun. Kumsal da deniz de pek temiz. Sokaklar ise oldukça düzenli ve özenli.
Yolun kumsalı çevreleyen otel, pansiyon ve lokantaların arkasında kalması, çocuklu aileleri cezbeden bir başka etken. Bodrum yarımadası çevresinde ve hatta Türkiye’de sörf için en uygun yer Bitez’dir denebilir. Sahile bakan bahçeli lokantalarda, bar ve cafelerde yemek yemek, meşrubat veya içki içmek mümkün.
Bitez’in öteki adı “Ağaçlı”. Kumsalın içlerine doğru mandalin bahçeleri hala varlığını koruyor. Bahçeli evler yok edilmemiş, dip dibe nizam yapılaşma yok.
Akşam olunca el ayak çekiliyor. Öyle rahatsız edici bir kalabalık ve gürültü kalmıyor. Kumsalda lokanta ve barlar canlanıyor. Bodrum ve Gümbet’in aksine sakin ve huzurlu bir ortamda geceyi noktalamak isteyenler Bitez’de aradıklarını buluyor. Bitez, Bodrum çıkışlı günlük gezi teknelerinin de uğrak yerlerinden biri.

ORTAKENT ( MÜSGEBİ ) 
Bitez’den sonra sıra Bodrum’un en uzun sahili Ortakent Yahşi yalısında..
Bodrum merkeze uzaklığı 12 km. Denizi yarımadanın diğer yerlerine göre biraz soğuk ama o kadar temiz ki, Mavi Bayrakla ödüllendirilmiş. Arkası Bodrum yoluna kadar Narenciye bahçeleri ile dolu yemyeşil bir ova. Eskiden olduğu gibi köy hayatı devam ediyor buralarda. Ortakent merkezi ise anayol üstünde. Son yıllarda Ortakent-Yahşi yalısı kıyı şeridi boyunca yeni ve nitelikli çok sayıda otelle donatıldı. Her keseye uygun otel bulunabilir.
Merkezinin 1 km kuzeyinde arkeolojik kazılar yapılmış. Bir bölümü Bodrum Sualtı Müzesi’nde sergilenen çanak, çömlek ve bronz eşyalar bu kazılarda bulunmuş. Tarihi bölgede yerleşimin Roma, Bizans ve Osmanlı döneminde de sürdüğü biliniyor. Şimdiki Çakmaklı mevkiinde, Apollon adına yapılan tapınağın Bizans döneminde piskoposluk merkezi olarak kullanılan kiliseye dönüştüğü, sonra Episkopi adlı başrahip tarafından kullanıldığı, Episkopi’nin halk dilinde Müsgebi’ye dönüştüğü söyleniyor.

KARGI KOYU
Geniş koyun batısında, Bağlar Burnu’nun kuzeyinde kalan Kargı koyu oldukça korunaklı, ince kumlu bir plaja sahiptir. Kumsal, denize girmek isteyenlerin yanı sıra tekne turlarının da uğrak yeri.
Kumda deveyle gezinti yöreye has bir eğlence türü.

BAĞLA
Merkeze 14 km uzaklıktaki Bağla, yarımadanın en güzel koy ve plajlarından birine sahip. Bağlar Burnu’nun batısındaki güzel koya gezi motorları çok rağbet eder. Koyun doğu tarafındaki küçük girintiler daha sakindir. Koy ve çevresi kamp yapmak için de uygun. Eskiden plajın arkasında etrafını koca servilerin çevrelediği, taş havuz içinde güzel suyu bulunan bir mandalina bahçesi vardı ve burası Bodrum’luların mesire yeriydi. Kayıklarla gelinir, denize girilir ve eğlenilirdi. Şimdi bir otel yükseliyor burada.

ASPAT 
Bağla’nın yanındaki tepeyi aştınız mı Aspat’a ulaşırsınız. Ünlü Çökertme türküsü bu yöreyi anlatır. Kuzey batı rüzgarlarına kapalı olduğu için yatlarıyla gelenler sever Aspat’ı. Yatların ya da denize gelenlerin yararlanabileceği içme suyu kaynakları da vardır.
Tepede yer yer yıkılmış olmasına rağmen bütün heybetiyle Aspat (Çıfıt) Kalesi yükselir. Mausolos çağında antik Termera şehri burada kurulmuş. Koy uzun süre korsanların sığınağı olmuş. Kale de gözetleme kulesi olarak yapılmış. Kıyıda görülen eski taş yapının Giritli bir Arap Ağa’ya tarafından yaptırıldığı söylenir.

KARAİNCİR
İnce kumlu 500 metrelik sahili, iki tarafı tepeyle çevrili olduğundan poyraza kapalı sakin denizi ile son yıllarda gelişmekte olan turizm merkezi. Bir zamanlar incirin bolluğuyla tanınırmış. Tatil köyleri ve oteller bu bölgeyi renklendirdi son yıllarda. Ama en çok da kumsalın arkasında sıralanan salaş restoranlarıyla ilgi görüyor. Hepsi lezzetiyle birbiriyle yarışan yemekler sunuyorlar müşterilerine. Özellikle de börekçileri.

AKYARLAR (Kefaluka) 
Bodrum merkeze 22 km. uzaklıktaki Akyarlar koyu, Akyarlar burnu ile onun 1 mil doğusundaki Koca Burun arasında uzanır. Dilim dilim beyaz kayalıklardan oluşan Akyarlar burnu yarımadanın güney ucudur.
Kos adasına en yakın yerdir. Aradaki mesafe 3 mildir.
Koyun doğu sahilinde kurulmuş Akyarlar eskiden bir balıkçı ve süngerci köyüydü. Şimdi gelişkin turizm merkezlerinden oldu.
Sahile inildiğinde balıkçı barınağı sağda, restoranlar orta bölümde, ay şeklindeki kumsalı da solda kalıyor. Rüzgar sörfü ustalarının gözde yerlerindendir. Çevredeki tepelerden trübülans yapan rüzgarlar denize şiddetini artırarak iner ve çoğu zaman karadan denize doğru eser.
Sahili kalabalık bulanlar biraz ötedeki Kemer Köyü’nü tercih edebilirler.
Kemer’deki Hüseyin Burnu Feneri 1931 yılında Fransızlar tarafından yaptırılmış. Fenerin altı “Kum Hamamı” diye bilinen kumsal ve plaj yeridir.
Açıkta irili ufaklı on dört adadan biri olan Yassıada kıyıları, barındırdığı batıklarla arkeologların ve dalma meraklılarının ilgi odağı.

TURGUTREİS
Bodrum merkezinden sonra en büyük yerleşim Turgutreis’tir. Adını büyük denizci Turgut Reis’ten alan yerde kaptanın bir heykeli de bulunmaktadır.
Turgutreis, önündeki küçük Çatal Adası, sörf için elverişli rüzgârları, serinliği ve her nitelikte oteli ile Bodrum’la rekabet içindedir. Çevre tarımsal olarak da gelişmiştir. Mandalina, incir ve üzüm boldur.
Sporat takım adalarını oluşturan irili ufaklı on dört ada Turgut Reis karşısında sıralanır. Kos (İstanköy) ve Kalynos gibi Yunan adaları da bunların hemen yanında yer alır.
Bodrum’un her yanını saran kooperatif evlerinden Turgutreis’te almıştır payını. Ekonomik tatil arayanlara oldukça hesaplı otel ve pansiyon seçenekleri vardır.
Turgut Reis sahilleri sörf yapmak isteyenler için de ideal.

KADIKALESİ
Turgutreis’in 4 km. kuzeyindeki Kadıkalesi eski Leleg kentlerinden biriydi. Şimdilerde yeşili bol çevresi ile tatil yöresi olarak gelişiyor. Köyün adı tepedeki Hellenistik dönem kalesinden geliyor. Kalede kadı yaşadığı için Kadıkalesi olarak anılmış. Karşı yamaçtaki kilise Roma dönemine tarihleniyor.
Çınar ağaçları altındaki tarihi çeşme bugün de kullanılıyor.

GÜMÜŞLÜK
Antik Çağdaki Myndos kentinin üzerine kurulmuş Gümüşlük yarımadanın en sevimli yerlerinden biridir.
Küçük köy özelliğini koruyan; balık pişirmekte ve ahtapot salatası yapmakta üzerlerine olmayan balıkçı lokantaları, koyun ilerisinde paçaları sıvayıp denizden yürüyerek gidilebilen tavşanların dolaştığı Tavşan Adası(Asar) ile herşey sevimlidir. Bodrum’dan gelirken sahile inmeden Peksimet boğazını geçip yel değirmenlerinin bulunduğu tepeyi aştığınızda inin aracınızdan. Gümüşlük’ü önce yukarıdan seyredin.
Köyün girişinde aracınızı otoparka bırakacaksınız ve yürüyeceksiniz. Yürüyeceksiniz dedikse hepi topu bir kaç adım.
Bir Leleg kenti olan Myndos, kısmen sular altında kalmış, dalmasını biliyorsanız kalıntıları görebilirsiniz. Koy korunaklı tabii limandır. Bugün bir batık kent görünümündeki antik Myndos’tan stadyum, tiyatro, sur, mozaik plato kalıntıları izlenebilir. Bizans döneminden kalan kilise bugün sanat evi olarak kullanılıyor. Tepedeki bir başka küçük kilise bara çevrilmiş. Yerlerde minderler, küçük bir kaktüs ormanı ve ayaklarınızın altında deniz.

KARAKAYA
Gümüşlük’e girmeden hemen önce Karakaya köyü levhasını göreceksiniz. Düşünmeden sapın. Bir kaç dakika sonra çıplak tepenin yamaçlarına kurulmuş eski bir yerleşim çıkacak karşınıza. Aracınızı köy girişine bırakacak, dar sokaklarda yürüyeceksiniz. Bir kısmı terk edilmiş, bir kısmı restore edilerek yeni sahiplerince kullanılmaya başlanmış yüzlerce yıllık taş evleriyle yarımadanın en eski yerleşimlerinden biridir Karakaya. Bodrum’un dev kaktüsleri ve begonviller taş evlere ayrı bir hava katar. Köyün, Sporat takım adalarını, Kos adasını içine alan manzarası olağan üstüdür. Günbatımında gelmenizi öneririz.

YALIKAVAK
Merkeze 18 km. uzaklıktaki Yalıkavak Bodrum’un simgelerinden yeldeğirmenlerinin en çok görüldüğü yöredir. Bunlardan biri de sahilde bulunuyor ve belki de siz gittiğinizde çalışıyor durumda göreceksiniz. En cok rüzgar alan yöre de burasıdır.
Çevredeki Tilkicik, Paşa, Ağaçbaşı koyları güzeldir, geniş kumsallı plajları vardır. Sabah erken saatlerde denize girmek ve yürüyüş yapmak için Arka Küdür Koyu son derece keyif verici bir alternatif olabilir. (Küdür Camii’nden sola dönüp Fok caddesini izleyerek ulaşılan koy). Sabah yürüyüşleri için Yalıkavak’tan yaklaşık 2 km uzaklıktaki Sandima köyüne de çıkabilirsiniz.

GÜNDOĞAN – FARİLYA
Bodrum merkezine 25 km uzaklıktaki Gündoğan, tarihi beldesi ve sahili ile son yılların gözde tatil merkezlerinden biridir. Gündoğan sahili boydan boya kumsal, pırıl pırıl deniziyle, yeşilliklerle bezeli bir balıkçı yerleşimidir. Balıkçıların ve yatların demirlediği, balıkçı barınağı sahile renk katar.
Son yıllarda yazlıkçılar köyün çevresine de akın etti. Neyse ki beldenin zeytin, mandalina, muz, nar ve çam ağaçlarıyla çevrili evlerine dokunulamadı. Eski ve yeni sahipleri korudular bu dokuyu.
Yaz ayları günün her saati esen rüzgar ferahlık katıyor burada yaşayanlara, ya da tatilini geçirenlere. Rüzgar bol olunca sörf meraklıları da akın ediyor.
Günüyse eğer Gündoğan pazarına uğrayın. Kilim, yolluk, hasır ve vazoculuk yöreye özgü el sanatlarından. Üstelik yarımadanın diğer yerlerine göre ucuz sayılır.
Beldenin biraz yukarılarında ilginç kaya şekillerinin de izlenebildiği kayalık-volkanik alanda kaya mezarları gizlenmiştir. Rehber eşliğinde çıkılmalı ya da seyahat acentelerinin organize ettiği trekking turlarına katılmalı.
Gün batarken manzarasına doyum olmuyor Gündoğan’ın.

TÜRKBÜKÜ
Mandalina bahçeleri arasında beyaz badanalı şirin evleri ile Türkbükü’ne yakın zamana kadar karadan ulaşım yoktu, ancak denizden gidilebiliyordu. Bu nedenle de en bakir yerlerden biri olarak kaldı. Ama son yıllarda bütün benzeri yerler gibi “keşfedildi” ve yazlıklar yapılmaya başlandı.
Tarihte Türkbükü, Likya’lılar tarafından liman olarak kullanılmış. Güllük körfezine deniz ulaşımı buradan yürütülmüş. Çok dağınık da olsa kaya mezarları ve sarnıçlar düşüyor gezginlerin önüne.
Türkbükü popülerleşti ya, burada dolaşırken sanat dünyasının ünlülerine de rastlayabilirsiniz. Buraya sıkça geliyorlar, kimileri de yazlık kervanına katıldı.
Bodrum’a 20 km. uzaklıktaki Türkbükü,

GÖLTÜRKBÜKÜ – KARYANDA
Yeni Karyanda antik kenti kalıntılarının üzerinde kurulmuş Göltürkbükü. Eski adı Gölköy’du. Küçük gölü, bükü ve şirin yerleşimi bir araya geldi ve Göltürkbükü dendi.
Denizi de göl gibidir Göltürkbükü’nün. Torba üzerinden köye gelip de sahile doğru inmeye başladığınızda sağınız solunuz mandalin ağaçlarıyla çevriliverir. Hani şu yeşilken bir tranş kesip de cin-toniğin içine attığınızda içkiye bir başka koku ve tad veren kokulu Bodrum mandalinleri. Kısacası Bodrum yarımadasının en yeşil yerlerinden biridir Göltürkbükü.
Antik yerleşime ait hemen hiç iz yoktur. Köyün evleri arasına dağılmış kümbetlerin antik yerleşimle bir ilgisi yok. Karyanda antik kentinin Salih adası üzerinde olduğu ileri sürülür. Yeni Karyanda’nın ise burada. Ama iki antik yerleşimi kanıtlayacak kalıntılar hemen hemen yok gibidir.
Göltürkbükü’nün uzun sahili, küçük otelleri, lokantaları ve barlarıyla da renklidir. Gecelerse bir başka keyifli yaşanır sahilde.

ILICA BÜKÜ – CENNET KOYU
Göltürkbükü ile Torba arasında, Ilıca Bükü uzanır. Çomça ile Gök burun arasındaki koy, bir zamanlar çevresi koca çam ormanları ile kaplı, denizi pırıl pırıl çok güzel bir koydu. Bodrumlular bu nedenle Cennet Koyu derlerdi. Önce yangın, sonra da balık çiftlikleri nedeniyle eski güzelliğini yitirdi. Denizden gelen tekne ve yatlar yine de sever bu koyu ve yüzme molası verirler.
Torba’ya doğru bir başka koy, Demir Liman olarak bilinir. Rüzgara kapalı korunaklı ve ıssız bir koydur. Sahilinde palmiyeler içinde bir ev ve iskelesi var.

TORBA
Yarımadanın merkeze en yakın koylarından biri Torba. Sadece 6 km uzaklıkta.
Çamlar sahile kadar sokuluyor burada. 3 yıl önceki yangın büyük zarar vermiş olsa da yeşilin hakimiyeti sürüyor. Bodrum Yarımadası’nın kuzey yönü daha çok nemli rüzgar aldığından daha yeşildir, güney yönü ise daha kurak olduğundan makiler ağırlıktadır.
Torba, sakin ve sevimli bir yerleşim yeridir. Tarihten bugüne ulaşan tek kalıntı 4-5. yüzyıla tarihlenen bir manastır.
Koy kapalı olduğu için, rüzgarın en sert estiği günlerde bile deniz dalgalanmıyor.
Büyük bir tatil köyü, nitelikli ve küçük oteller, lokantalar sahil boyunca sıralanıyor. Feribot iskelesinin bitiminden başlayıp Yat limanında sonlanan sahil denize rahatlıkla girmeye olanak sağlıyor. Deniz sığ ve temiz. Sakin ve sessiz bir ortamda tatil arayanlara…

BARGİLYA – TUZLA
Bodrum’a Milas üzerinden gelenler, anayoldan ayrılıp 4 km yol aldıklarında Bargilya köyüne ulaşırlar. Güllük körfezinin kıyısında, Varvil koyuna uzanan yarımadanın ucunda, binlerce yıllık uygarlığın mirası antik kalıntılarla iç içe şirin bir balıkçı köyüdür Bargilya. Antik Bargylia kentinin kalıntıları, köyün hemen üzerinde geniş bir alana dağılmıştır.
Güllük’ten tekneyle de gelinebilir.
Varvil ya da Bargilya koyu bir iç liman gibidir. Helen ve Roma uygarlıklarının etkisinde oldukça parlak bir dönem geçiren antik Bargylia’da sütunları ve duvarları etrafa dağılmış Roma Tapınağı, kabartmalı bir sunak, ancak küçük bölümü bugüne ulaşan tiyatro, sütun dayanakları kalmış bir stoa kalıntısı, Roma dönemi su kemerlerinden küçük bir parça, kent surları, ilk çağ mezarlığı izlenebilir.
Tuzla kuş cenneti de Bargilya yakınlarındadır. Sulak alanın gözdesi flamingolardır.
Kısacası doğası ve tarihi ile en az yarım gününüzü geçireceğiniz bir turizm cennetidir bu bölge.

GÜVERCİNLİK
Bodrum’a doğru ilk yerleşim. Göl gibi deniz. Çepeçevre küçük oteller, lokantalar, evler. İleride Salih Adası.
Güvercinlik. Bodrum’a merhaba denen yer.
Karşıdaki yüksek ve geniş Salih Adasının doğusundaki tepeler çam ormanı, etekler ise zeytinlikler kaplı. Adanın güneydoğusunda, kıyıda beyaz bir evin bulunduğu koy adanın en güzel koyu. Çevresi ağaçlarla kaplı ve kumsal. Yakındaki balık çiftliklerinin yarattığı kirliliğe rağmen deniz hala pırıl pırıl. Güneyde ise 7-8 villalık bir tatil sitesinin bulunduğu bir başka koy var.
Salih adasında antik Karyanda kenti olduğu ileri sürülse de, eski yerleşimi kanıtlayacak kalıntılar yok denecek kadar silik. Karyanda’lılar adayı terkedip Türkbükü Gölköy civarına yerleşmiş ve Yeni Karyanda’yı kurmuşlar.

İÇMELER
Bodrum şehir merkezinde, Zeki Müren Caddesi’nden ve Halikarnas Disco’nun önünden geçerek yatçıların “Binbir Direk Vadisi” adını taktıkları yat çekek yerine ulaşılıyor. Özellikle sezon dışında karaya çekilmiş veya demirlemiş yatların yelken direkleri bu adın yakıştırılmasının nedeni. Bodrum’a özgü gulet ve tirhandililer de buradaki tersanelerde yapılıyor.

YALIÇİFTLİK – ÇİFTLİK KÖYÜ
Torba dönüşü ya da Bodrum merkezinden çıkılarak yeni gelişen tatil beldesi Yalıçiftlik ve Çiftlikköy’e gidilebilir bir gün. Kızılağaç yolunu izleyerek ulaşılabilen Yalıçiftlik, Gökova körfezi’nin girişinde ve belki de Bodrum’un en güzel denizi bu bölgedeki küçük koylarda.
Eskiden Bodrumluların çok sevdiği sakin Kargıcık bükünde ve Pabuç koyunda nitelikli otel ve tatil köyleri bulunuyor.
Günübirlik tekneler ve yatlar bu güzel koylarda kendilerine özel girintiler buluyorlar. Koylara inen yamaçlar, manzarası çok sayıda yürüyüş parkurlarına sahip.
Çiftlik köyü denizden içeride kalıyor. Çok sayıda mahallesi olan büyük bir belde Çiftlik. Köy yaşamı sürüyor buralarda. Yavaş yavaş kentliler de villalar yapmaya başladılar.
Çiftlik beldesine bağlı Alazeytin mahallesinin üzerindeki tepenin doruğunda, Syangela kenti kalıntıları bulunur.
Mahallenin bitiminden kalıntıların bulunduğu tepeye zeytinlikler arasından geçen 20 dakikalık yürüyüşle ulaşılır.
Thaengela ise Mumcular-Bodrum yolu üzerindeki Pınarlıbelen köyünün mahallesi Etrim köyünün 1.5 km üzerindeki tepededir. Köyden tepeye olan patika yol oldukça diktir ve yürüyüş zaman alır. Köyden rehber almakta yarar vardır. Tepedeki kalıntılar bu kadar zahmete değer düzeyde değildir. Ama spor olsun isterseniz, hava sıcak değilse ve zamanınız da varsa böyle bir keşif ilgi çekici olabilir. Yalıçiftlik ve Çiftlikköy’e giderken Mumcular’a zeytinyağı almak için uğrayabilirsiniz.

ORAK ADASI
Kargıcık bükünün karşısında uzanan, Gökova turuna çıkan teknelerin konaklamadan geçmediği Orak Adasının sahilleri girintili çıkıntılı, alçak tepeleri zeytinliktir. Yerleşim yoktur adada. Kuzey ve doğusunda bağlanacak, korunaklı, akvaryum gibi koyları vardır.

KARAADA
Bodrum’un karşısında ve dört mil uzaklıktaki Karaada günübirlik ya da gecelemeli tekne gezilerinin uğrak yeridir. Adı Kara ama tepeleri çam ormanı ile kaplı yeşil bir adadır.
Ada’nın Bodrum’a bakan tarafındaki mağara, gezi teknelerinin ve yatların uğrak yeridir. Sahilde küçük bir motel ve lokanta da bulunur. Mağarada bulunan çamurun cilt hastalıklarına iyi geldiği bilinir.
Daha da önemlisi güzelliği ile ünlü Kleopatra’nın güzelliğinin bu çamurdan geldiği rivayet edilir.
Özellikle kadınlar yüzlerini, vücutlarını bu çamurla bularlar ve “zenci” olarak hatıra fotoğrafı çektirirler. Sonra da mağara içinde kaynayan termal suya girilir ve ardından dışarıda denizin mavi sularına dalınır.
Adanın arka yüzünde birbirinden güzel koy ve plajlar yatar. En güzeli ve büyüğü Poyraz limanıdır. Dibi kum olan denizi akvaryum gibidir. Poyraz limanını 1 mil doğusunda Yassı adanın kuzeyinde Adalı koy, Tavşan burnunun 1 mil doğusunda da Çemperci koyu uzanır. Her ikisi de teknelerin sevdiği dibi kum, pırıl pırıl koylardır.